|
GÖKYÜZÜNÜ
TANIYALIM
Alper KARAKOÇ alp_ka23@sitemynet.com
>>EKİN TARLALARI
Ekin tarlaları üzerindeki geniş alanların
gece esrarengiz bir biçimde düzleştirilmesiyle oluşan büyük geometrik
modellerdir. “Hasat Çemberleri” ya da “Ekin Motifleri” olarak da bilinen bu
şekiller bir gecede birdenbire belirmektedirler; kimler ya da hangi güçler
tarafından oluşturuldukları görülememiş olsalarda, araştırmalar ve bulgular çok
enteresan sonuçlar doğurmaktadır.
Bu gizemli şekiller ilk kez 1980’de, yerel
İngiliz gazetesi Wiltshire Times tarafından “Ekin Çemberleri” olarak
adlandırılmışlardır. Ekin çemberleri buğday, arpa, çavdar, yulaf, pirinç gibi
farklı ürünlerin yetiştiği tarlalarda ortaya çıkabildikleri gibi, nadirende olsa
sebze ekili alanlarda, ağaçlık bölgelerde, hatta kar üstünde bile
görülebilmektedir. Tahıl tarlalarında, genellikle ekinlerin belirli bir boy ve
olgunluğa eriştikleri dönem olan Nisan-Eylül ayları arasında ortaya
çıkmaktadırlar. Büyüklükleri şekilden şekile farklılık göstermekle beraber,
çapları genelde 5 metre ile 220 metre arasında değişmektedir. Büyük oluşumların
uzunluğu 280 metreye kadar varmakta, yaklaşık 10.000 metrekarelik bir alanı
kaplayabilmektedirler.
İngiltere, özellikle Stonehenge bölgesi ekin çemberlerinin ana vatanı olarak
bilinmekteyse de bu gizemli şekillere hemen hemen her ülkede rastlanmaktadır. En
çok İngiltere, Almanya, Rusya, Kanada'da görülmektedirler. Bu şekiller ilk
ortaya çıkmaya başladıklarında yalnızca basit, simetrik çemberlerden
oluşmaktaydılar. Günümüzde ise, matematiksel anlamda kusursuz grafikler olan
spiraller gibi pek çok değişik formda ekin çemberleri ortaya çıkmaktadır.
Şekiller zamanla geometrik açıdan hem karmaşıklaşmış hem de mükemmelleşmiştir;
Ekin çemberleri genelde yay, üçgen ya da daire biçimindedirler, fakat dikdörtgen
ve poligon gibi başka biçimlerde oluşumlara da rastlanmaktadır.
Ekin çemberlerinin hemen hepsinde, alt
kısımdaki ekinler, merkezden dışa doğru uzanan bir spirale sahiptirler.
Çemberlerin kenarları oldukça düzgündür; pergelle çizilmiş izlenimi
vermektedirler. Gerçek ekin çemberlerinde ekinler yere yatıktır ve yerden
yaklaşık 1 inç yüksekliktedirler. Ekinler kırılmamışlardır ve genelde büyümeye
devam ederler. Bu, ekin çemberlerinin insanlar tarafından yapılmamış olduğunun
bir başka kanıtıdır, çünkü normalde ekinlerin bu şekilde düzleştirilmesi
kopmalarına, kırılmalarına ve hasar görmelerine neden olmaktadır. Çemberlerden
bazıları bir sepet gibi örülmüştür, buna rağmen bitkilerin her biri şaşırtıcı
bir biçimde doğru yerdedir. Bu şekillerden bazılarında ise ekinler belli bir
yüksekliğe ulaştıktan sonra spiral biçimini almaktadırlar. Bu özellikleri ekin
çemberlerini benzersiz kılmaktadır.
Ekin çemberlerinin geçmişi 1670’lere kadar uzanmaktadır, fakat bunların
varlığına ilişkin kanıtlar ancak yakın zamanlarda elde edilmeye başlamıştır.
Kayıtlara geçen ilk ekin çemberi 1966 yılında, İngiltere’nin Hertfordshire
kasabası sakinleri tarafından bulunmuştur. Bu esrarengiz şekiller 1972 yılına
kadar bir daha görülmemişlerdir. Ağustos 1972’de, Güney İngiltere’nin
Warminister bölgesinde önce bir UFO gözlemlenmiş, ardından da bir buğday
tarlasında esrarengiz şekiller belirmiştir. 1972 yılından beri her yıl daha çok
sayıda ekin çemberi ortaya çıkmaktadır. 1976 yılında, Langenburg’lü bir çiftçi
olan Edwin Fuhr, tarlası üzerinde uçan kubbe şeklinde araçlar görmüştür. O gece
tarlayı araştıran Fuhr, burada dört ekin çemberinin oluştuğunu farketmiştir. Bu
olayı takip eden üç gün boyunca UFO’lar gözlemlenmeye devam etmiş ve çemberlerin
sayısı yediye ulaşmıştır.
Ağustos 1981’de araştırmacı Pat Delgado,
basın organlarına, Winchester yakınlarındaki Cheesefoot Head’de bir mısır
tarlasında birtakım esrarengiz çemberlerin ortaya çıktığını bildirmiş, olay önce
İngiltere’de ardından da tüm dünyada büyük yankı uyandırmış ve dikkatler ekin
çemberleri bilmecesine çevrilmiştir.
1983 yılında şu anda dünyanın en önde gelen
ekin çemberleri araştırmacılarından biri olan İngiliz mühendis Colin Andrews,
Ekin Çemberleri Araştırma (CPR)’yi kurmuştur. Andrews ve Delgado, bu oluşumlarla
ilgili detaylı araştırmalar yapmaya başlamışlar, çiftçiler ve diğer tanıklarla
görüşmüşler, şekillerin çeşitli açılardan fotoğraflarını çekmişler ve elde
ettikleri bulguları değerlendirmişlerdir. 1973 yılından 1997 yılına kadar ortaya
çıkan ekin çemberlerinin hepsi CPR arşivlerinde kayıtlıdır.
Delgado ve Andrews, 1987 yılında Wiltshire
ve Hampshire kentleri yakınlarında 40’a yakın ekin çemberi bulmuşlardır. Bunlar
daire, yüzük, eşmerkezli daire biçiminde üçlü ve beşli oluşumlardı. 1987
yılında, ekin çemberleri oluşumları hem sayı bakımından hem de modellerdeki
çeşitlilik ve karmaşıklık açısından yeni bir ivme kazanmıştır. Aynı zamanda bu
şekillerin esrarengizliği de artmıştır. Çemberlerin içine giren köpekler
hastalanmış, turuncu ışıklar yayan cisimler görülmüş, esrarengiz sesler
duyulmuştur. Colin Andrews bu çemberlerin birinin içindeyken “statik elektriğin
hışırtılı sesini” duyduğunu söylemiştir.
>>FARKLI TİPTE ÇEMBERLER
Grafik
biçimindeki ilk ekin çemberleri 1990’larda ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlara
en iyi örnek, 1994’te Stonehenge’in bir mil kadar güneyinde ortaya çıkan
oluşumdur. Stonehenge üzerinde uçan ve yerde olağandışı herhangi bir görünüme
rastlamayan bir pilot, yaklaşık 45 dakika sonra aynı yerden geçerken
Stonehenge’in tam güneyinde oldukça geniş ve geometrik açıdan kusursuz, grafik
biçiminde devasa bir ekin çemberinin ortaya çıktığını fark etmiştir. Bu
birdenbire ortaya çıkan yaklaşık 134 metrelik oluşumun insanlar tarafından
yapılmasının imkansız olduğu, hadi yapıldı desek bile bunun günler alacağı
kesindir..
Ekin çemberlerinin en dikkat çekicisi, “tüm
çemberlerin anası” olarak da bilinen ve 17 Temmuz 1991’de İngiltere’de, Barbury
Kalesi yakınlarındaki bir buğday tarlasında ortaya çıkan oluşumdur. Bu oluşumda,
merkezi, dairesel bir alan düzleştirilmiş ve iki eşmerkezli daire ile
çevrelenmiştir. Bu dairelerin üstüne ikizkenar bir üçgen yerleştirilmiştir; bu
üçgenin her bir köşesinde farklı bir dairesel model bulunmaktadır. Bunlardan
biri basit bir çember, diğeri 6 kollu bir fırıldak, sonuncusu ise ilginç bir
spiral şeklindedir. Tüm oluşum 190 metre genişliğindedir.
Wiltshire’ın Alton Barnes bölgesindeki Milk
Hill’de ortaya çıkan ve “Galaksi” adı verilen ekin çemberi de oldukça ilgi
çekicidir. Bu şekil, bir spiral içine kusursuz bir biçimde yerleştirilmiş
400’den fazla çemberden oluşmaktadır. Tüm oluşum 450 metre uzunluğundadır,
içindeki çemberlerin çapları ise 30 cm ila 21 metre arasında değişmektedir.
“Oluşumda 400 çember bulunduğu ve bunlardan bazılarının çapının 20 metreyi
geçtiği düşünülürse, her 30 saniyede bir tane çember çizilmiş olmalıdır ki bu
sadece düzleştirme için harcanacak zamandır. Bu oluşum sınırları zorlamaktadır.
Geleneksel açıklamalar bu noktada yetersiz kalmaktadır.”
Hampshire’lı araştırmacı Karen Douglas ise bu
konuda şu yorumu yapmaktadır: “Bu çok heyecanlandırıcı. Herkes, genelde bu
oluşumların aldatmaca olduğunu söyleyenler bile, bu seferkinin muhteşem olduğunu
düşünüyor. Onu diğerlerinden farklı kılan muhteşem büyüklüğü ve karmaşıklığı.
Daha önce de büyük ekin çemberleri gözlemlenmişti fakat hiçbiri yüzlerce
çemberden oluşmuyordu. Bu oluşum insanları gerçekten de hayrete düşürdü.”
Ekin çemberlerinin mükemmel geometrik tasarımları
insanları, bunların nasıl yapıldığını araştırmaya itmiştir. Bu esrarengiz
şekillerin nasıl oluştuğu hakkında sayısız teori üretilmiş olsa da bunların pek
azı ikna edicidir. Bazı araştırmacılar, ekin çemberlerinin oluşumunda normal
olmayan hava koşullarının etkili olduğunu iddia etmiş, bazıları ise bu
şekillerin belli bir alan üzerinde yoğunlaşan alçak ses frekansları tarafından
meydana getirildiğini öne sürmüşlerdir.
Bu konudaki teorilerden biri de, UFO Olaylarını
örtbas etmeye çalışan istihbarat birimlerinin halkı yanlış yönlendirmek için
ortaya attıkları; bu oluşumların insanlar tarafından sahtekarlık amaçlı
yapıldıkları teorisidir. Fakat bu oluşumlar o kadar gelişmiş ve komplike
tasarımlara sahiplerdir ki, bu birdenbire beliren devasa ve kusursuz şekillerin
insan yapımı olabileceğini düşünmek imkansızdır. Bunun kanıtlanması için, bu
şekillerin bazıları kopye edilmeye çalışılmış, fakat küçük bir daire bile düzgün
yapılamamıştır. Şekiller zamanla daha da karmaşıklaşmış; DNA spiralini temsil
eden şekillerden, oldukça komplike matematiksel figürlere kadar uzanan bir
çeşitlilik göstermiştir. Bu yüzden ekin çemberlerinin sahtekarlık ürünü olduğu
teorisi de bu şekillerin oluşumunu açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bu konuda
en çok destek gören görüş, bu şekillerin dünyamızı ziyaret eden insan dışı zeki
varlıklar tarafından yapıldığı görüşüdür.
Ekin çemberlerinin içine giren kişiler,
buradayken ya da buradan çıktıktan sonra farklı hisler duyduklarını
bildirmişlerdir. Bu kişiler, çemberlerin içindeyken aşırı baş dönmesi ve mide
bulantısı yaşadıklarını söylerler. Hatta bazıları bu deneyimin ayaklarını yerden
kestiğini söylemektedir. Yeni yüzyıl insanları, ekin çemberlerinin içindeyken
kendilerinde iyileştirici güçler hissettiklerini iddia etmektedirler. Bazıları
ise ekin çemberlerini bir tür sanat olarak yorumlamakta ve çemberlerin, sanat
eserleri gibi derin ve etkileyici anlamlar taşıdıklarına inanmaktadırlar.
Ekin çemberleri sadece insanları değil
hayvanları da etkilemektedir; yakın çiftliklerdeki büyükbaş hayvanlar
çemberlerin ortaya çıkmasından saatler önce hırçınlaşmaya ve sinirli hareketler
yapmaya başlamaktadırlar. Çemberler, aynı zamanda çevrelerindeki elektronik
aletlerin bozulmasına neden olmaktadırlar. Çemberlerin üzerinde uçan uçakların
içindeki elektronik donanımlar zaman zaman arızalanmaktadır.
Çemberler, ortaya çıktıkları alanı tümüyle
etkilemektedir; bir çemberin içindeki ve çevresindeki ekinlerin manyetik yapısı
ve yaydığı enerji değişmekte, ürünlerin kromozomları ciddi dönüşümlere
uğramaktadır. Manyetik alan değişimleri dolayısıyla bölgede pusulalar
çalışmamaktadır. Çemberlerin ortaya çıktığı gecenin sabahı araba aküleri
arızalanmakta, Geiger sayaçları bölgede oldukça yüksek oranlarda radyasyon
belirlemekte, voltmetreler yüksek seviyede enerji oluşumu tespit etmektedirler.
Bu enerji bölgede çok uzun bir süre boyunca, ekinler toplanıp yeni tohumlar
ekildikten sonra bile kalmaktadır.
»Astronomi Kitapları:
Gökyüzünü Tanıyalım
M. Emin Özel, Talat Saygaç
TÜBİTAK Yayınları / Popüler Bilim Kitapları
Türkçe 228 sayfa 20 x 22 cm Ankara, Haziran 1997 9. Basım
"Gökyüzünü Tanıyalım", içerdiği astronomi bilgisi, renkli takımyıldız haritaları
ve bağımsız Gökyüzü Atlası ile okuru gökyüzünü keşfetmeye çağırıyor. İki ses
kaseti ile birlikte...
Yıldızların
Altında
Michael Rowan Robinson
TÜBİTAK Yayınları Çeviren: Murat Alev
Yayın Yılı: 2002
179 sayfa; 21,5x27,5 cm;
Yazar bu kitapta, gece gökyüzüne baktığımızda duyduğumuz, bize geçmişten kalan
hayranlık ile çağdaş gökbilim sayesinde elde ettiğimiz olağanüstü görüntüleri ve
şaşırtıcı bilgileri birleştirmiş.
Astronomi
Stuart Atkinson
TÜBİTAK Yayınları Çeviren: Murat Alev
Yayın Yılı: 1998; Orjinal Adı:Astronomy; 48 sayfa; 20x25 cm;
Astronomi ile küçük yaşta tanışmak isteyenler için çok güzel bir kitap. Nasıl
bir evrende yaşadığımızı bilen çocukların; matematik,fen ve sosyal bilimler
üzerinde hakim olabildiği unutulmamalıdır.
Gezegenler Kılavuzu
Patrick Moore
TÜBİTAK Yayınları
Çeviren: Özlem Özbal Yayın Yılı: 1998; Orjinal Adı: New Guide to the Planets;
260 sayfa; 3.HAMUR; 13,5x19,5 cm; KARTON KAPAK Dili:Türkçe
Güneş sistemimiz hakkında bilgi edinmek için popüler dille yazılmış bu kitabı
okumanız yeterli. Gezegen araştırmaları tarihsel süreçleriyle gözler önüne
seriliyor.
Mars'ta Yaşam/Kızıl Gezegenin Gizemi
Charles Frankel / GÜNCEL YAYINLARI
Çeviren: Rıfat Madenci Yayın Yılı: 2001; Orjinal Adı: La vie sur Mars; 287
sayfa; 3.HAMUR; 13,5x21 cm; KARTON KAPAK; Dili:TÜRKÇE
Bu kitap, Mars yüzeyinde yaşamın araştırılması çerçevesinde, ilk filozofların
düşüncelerinden, Tycho ve Kepler'in ölçümlerine, Galileo, Huyens ve Lowell'in
gözlemlerinden, kızıl gezegeni yakından fotoğraflayan otomatik Amerikan ve Rus
sondalarına uzanan Mars keşfinin serüvenini anlatıyor.
|